Behimeya Saray Yemekleri

Bundan bir sene kadar önce kendimizi tanımlarken “Neden notlama yapmıyoruz?” sorusuna şu yanıtı vermişiz:

Türkiye’deki mekanların çoğunda homojen değil, inişli çıkışlı deneyimler yaşanıyor da ondan. Bir şeyi çok iyi yapan işletme, diğer alanlarda aynı performansı gösteremiyor.

Behimeya Saray Yemekleri tam anlamıyla bunu yaşadığımız bir işletme oldu ve bunu artısıyla eksisiyle paylaşmak istedik.

Şimdi Kavacık ilginç bir bölge. Çoğu zaman uzun yollar kat ederek gelmenizi gerektiren bu semtte lezzet tutkunlarını kendine çeken özel duraklar var. Bayramoğlu, Köfteci Odabaşlar, Köftebulls, Oishii Wok & Sushi falan diye uzayan bir liste bu. Behimeya, sosyal medyada dikkatimizi çeken işletmelerden biriydi. Onu da bu listeye ekleyebileceğimize inanıyorduk.

Böylece yola çıktık, vardık. İlk izlenimimiz son derece olumlu. Özellikle masa örtüleri ve sofra takımlarında, her lokantada görmek istediğimiz türde bir özen var. Samimi bir hava, güler yüz, ölçülü bir nezaket… Her şey güzel anlayacağınız.

Tezgahtan yemek seçmeye çalışırken, Şefimiz babacan bir tavırla “Bana bırakın siz” diyor, “Ben size bir aşçı tabağı hazırlarım.”

Elbette iyi fikir. Hele ki bir mekanın farklı alanlardaki performansını deneyimlemeye geldiyseniz.

Masamıza geçiyoruz. Keyifliyiz. Yemeklerin görüntüsü ümit vericiydi. Bunun iyi bir keşif olacağına inanıyoruz. Hatta buna öyle inanıyoruz ki Tarhana Çorbamız olması gerekenden daha ılık gelince pek keyfimizi kaçırmak istemiyoruz. İnsanlık halidir, olabilir.

Çorbanın tadı hiç fena değil bu arada. Gayet ustaca yapıldığını söyleyebiliriz. İdeal ısıda olmasa da lezzeti ümitlerimizi artırıyor.

Derken, Aşçı Tabağımız geliyor. Görüntü iştah açıcı. Birkaç klasik Türk yemeği, iki de “Osmanlı” yemeği var. Bir de Cacık söylüyoruz.

İyilerden başlayalım. Cacık harikulade. Kıvamı ve üstüne usulünce gezdirilen Zeytinyağı ile dört dörtlük.

Klasik Türk yemeklerinde de performans pek düşmüyor. Safranlı Pilav leziz. Soğanlı Yahni ne eksik, ne fazla; olması gerektiği gibi. İç Pilav, yanındaki Etle birlikte nefis.

Derken daha egzotik yemekleri tatmaya başlıyoruz. Fıstıklı Sarmanın Eti sert mi ne? Olabilir diyoruz, maliyet hesabı bunu gerektirmiş olabilir.

Bir de “Fatih Sultan Mehmet bunu çok severmiş” diye sunulan bir yemeğimiz var. Fatih’in ağız tadını merak ediyoruz. Bu yemekten anladığımız kadarıyla kendisi Yahniyi Erikli, Kayısılı, Kuru Üzümlü severmiş. Bize hitap ediyor mu? Sanmıyorum.

Yaşanmamış bir geçmişi özlemek biz insanların tabiatında var. Bazı şeylerin eskiden daha iyi olduğunu, değerlerimizi zaman içinde yitirdiğimizi düşünmeyi hepimiz biraz seviyoruz. Yaşantımızda eksik olan şeyin henüz keşfedemediğimiz değil, geriye dönünce buluvereceğimiz bir şey olduğuna inanmanın rahatlatıcı bir yanı var belki de.

Osmanlı mutfağı sahiden daha iyi miydi? Bazı açılardan, muhtemelen evet. Eminim bazı geleneksel tarifleri şimdi yesek bayılırdık. Ama günümüzün malzeme çeşitliliği ve daha da önemlisi, uluslararası iletişim sayesinde edindiğimiz bilgi ve püf noktası paylaşımı olmadan, daha izole bir fikir ortamında çalışan insanlar, bugün ürettiğimiz bazı lezzetleri ortaya koyabilir miydi? Bundan o kadar emin değilim.

Şimdi diyebilirsiniz ki “Aydın, fazla taktın bu mevzuya. Bir tane yemek biraz hayal kırıklığı yaratsa ne olur?”

Katılıyorum, mevzu bu çerçevede kalsa sorun olmaz. Ama unutulmaz lezzetlerle tanışmadığımız bir öğle yemeği için iki kişi 140 TL hesap ödeyince insan takıyor biraz. (5 Kasım 2016)

Şefimiz sonrasında “Tatlı ikram edeyim” diye epey ısrarcı oluyor. Anlıyorum ki Tatlılar işletmeden. Ama elbette aslında işletmeden değil. Onun maliyeti de hesabın içinde. Almak istemeseniz de ödemiş oluyorsunuz. Ve burada etik bir sorun daha var. Hesabımızı 140 TL’ye taşıyan bu Aşçı Tabağı konusunda önden yeterince bilgi almadık. “Bana güvenin” diyorsanız, bunu fiyat anlamında da söylemeniz gerek. Ben civardaki plazalarda çalışan ve günlük 10-15 TL’lik yemek ödeneği alan biri olsam, size güvendiğim için 7-8 günlük istihkakımı bir seferde tüketmiş olurdum.

Yahut 140 TL hesap ödediğim bir sofrada, o Fıstıklı Sarmanın Eti nasıl o kadar sert olabilir? Hesap 70-80 TL gelmiş olsa belki dert etmezdim ama şimdi! Bu yüksek rakamı hak edecek bir malzeme kullanmanız gerekmez mi?

Esas sorun, restoranın “Saray Yemekleri” etiketinde. Bu ifade günümüzde bir mutfak ekolünü işaret etmenin dışına çıkmış durumda. Geleneksel Türk yemekleri değil de Osmanlı mutfağı sunuyorum dediğinizde, insanların algısı ve beklentileri, restoranınızın da kimliği değişiyor. Fakat Behimeya, bana sorarsanız, kendisine biçtiği bu kıyafetin içine sığamıyor. Burada, klasik Türk yemeklerini çok iyi sunan bir ekip var. Ama bu ekip, bu yemekleri kendi sınıfındaki diğer lokantalarla aynı fiyatlara sunmak istemediği için altını dolduramadığı bir iddiada bulunuyor. Yanyalı Fehmi gibi, kendi türünün pahalı lokantalarından birinde bile daha makul rakamlar ödedik.

Bu civardaysanız, gelmeye ve en az bir kez denemeye değer. Fakat bütçenizi geniş tuttuğunuzdan emin olun. Ve “Osmanlı” yemeklerine biraz temkinli yaklaşın.

Artıları
  • Geleneksel Türk Yemekleri
  • Ambiyansı
Eksileri
  • Fiyat fayda oranı
  • Bazı yemeklerde kullanılan malzeme kalitesi, fiyatların yüksekliğiyle orantılı değil
  • Beklentileri karşılayamayan “Osmanlı” yemekleri
Adres: Rüzgarlıbahçe Mahallesi, Cumhuriyet Caddesi, No 83, Beykoz, Istanbul
Web Sitesi: http://www.behimeya.com/
Telefon: +90 216 322 01 15

Behimeya Saray Yemekleri Menu, Reviews, Photos, Location and Info - Zomato

İlgili Yazılar