Göçmenlerin son yıllarda açtığı lokantaların bize büyük heyecan verdiğini söyleyemem. Çoğu imkansızlıklar içinde kuruldu. Memleketlerindeki özgün malzemelere ve usta ellere burada sahip değiller. Hijyen konusundaki anlayışlarımız örtüşmeyebiliyor. Hatta bunlarda zehirlenen dostların öykülerini de işittik. Ama ortaya çıkan yeni renklerden faydalanmamak, önce kendimize haksızlık olur diye düşünüyorum. Damak zevkine güvendiğim kimselerin önerilerine dayanarak nokta atışlar yapma peşindeyim. Arada Cafe de şans vermeye değer bulduğum bir mekan oldu.

İsmiyle müsemma desek yeridir, Arada Cafe, Tophane’nin normalde pek geçmeyeceğiniz bir ara sokağında yer alıyor. Dekor için ancak olağanüstü güzel diyebilirim. İçeride sıcacık odun sobası yanmakta. “Home Away From Home” (Evimizden Uzaktaki Evimiz) yazısını görünce duygulanıyoruz. Ortamdaki her dokunuş bu samimiyeti yansıtıyor. Retro tarz, hiç abartıya kaçmadan o kadar güzel bir araya getirilmiş ki mekan faktörüne tam puan vermemek elde değil.

Kedi dostu oldukları için daha da bir tam puan ekleyelim. Ve mekanın kedisinin, aklınızda kalacak ölçüde şirin ve bir o kadar yaramaz olduğunu not düşelim. Burada oturuken defalarca aynı şeyi söyledik: “Deli bu, deli!”

Siparişimizi verirken bizi endişelendiren bir şey var: Serpme Kahvaltı.

Mekanın özelliği olan Lübnan lezzetlerini tatmaya geldik ve bunun için Serpme söylememiz gerekecek. Öyle ya, Serpme çoğu mekanda müşterinin değil, işletmenin ihtiyaçlarını ön plana alan bir seçenek. Standart bir menü sipariş edilmesi, mutfaktan servise, oradan da satın alma ve muhasebeye uzanan bir zincirde değişkenleri kontrol altına aldığı için tercih ediliyor. Konuk olan bizler, hiç tüketmeyeceğimiz bir sürü şeyi masamızda görürken bolca tüketmek istediklerimizi yeterince bulamıyoruz.

Tepsimiz nihayet geldiğinde içimiz rahatlamaya başlıyor. Bolluk arzumuzu tatmin edecek ölçüde geniş, iki kişiyi rahatça doyuracak bir Kahvaltı bu. Renkler içimizi açıyor; demek ki malzemede ucuza kaçılmamış. Sıcaklar ve soğuklar dengeli ağırlıklara sahip. Türk lezzetleriyle komşu coğrafyanın lezzetleri kol kola.

Bu arada sofra takımlarının da pek hoş olduğunu belirtelim. Bu konuda mekan Aida Vino e Cucina’ya ve Velvet Cafe’ye göz kırpıyor. Her lokmamız ve yudumumuz daha keyifli hale geliyor.

Çok beklettik, değil mi? Gelelim yediklerimize.

Seçenekler Doğacıyız Gourmet’nin tarzını anımsatıyor. Zeytinyağlılara, Mezelere bolca yer verilmiş. Bu konuda sıkı bir iş çıkardıklarını söyleyebilirim. Haşlanmış Nohut ve kıtır Yufka Ekmek parçalarını Tahinli Sosla buluşturan Fette, uzun süredir yediğimiz en güzel şeylerden biri. Falafel burada pek güzel; Sosuna bandırıp bandırıp yedik. Muammara gayet başarılı. Humus, olması gerektiği gibi. Zahter, uzun süredir diyet yapan ve Yağlı yemekten kaçınan bendenizin “Amaaan, spor yapar veririz” demesine neden olacak ölçüde lezzetli.

Instagram hesabımızı da takip edin, e mi?

Pişi ve Kabaklı Börek, sınıfı geçiyor. Peynir Tabağı ufkumuzu açmasa da fena değil. Hacim yaratmak için şişirilmiş bir Söğüş Tabağı getirmemeleri takdire şayan.

Tahin-Pekmez sunmaları büyük incelik. Reçeller son derece güzel. Özellikle Tarçın kokulu Elma Reçeli bir harika.

Bizi kendimizden geçiren onca şeyi ardı ardına tadarken, yetersiz bulduğumuz tek çeşit Menemen oluyor. O kadarı da nazar boncuğu olsun diyoruz. Ve mekanın gösterdiği özene bakınca biliyoruz ki iyi niyetliler ve kendilerini geliştirmek isterler. Moda’daki Çay Tarlası’nı ziyaret etmelerini öneririm. Menemen konusunda onlardan birkaç şey öğrenmeleri ne harika olurdu.

Bu Blogun yazarı da Blogunun ismiyle müsemma elbet. Rahat batıyor. Doymuyoruz. Bir de Kaşarlı Muammaralı Pide söylüyoruz. İddialı bir Pidecide bu yemek için idare eder derdik. Ama bu menüye oldukça iyi uyum sağlıyor ve mekanın iddiası kapsamında bunu da başarılı buluyoruz.

Sınırsız Çayımız da ara ara tazelenirken, mükemmel bir servis alıyoruz. Ölçülü, süratli, ilgili…

Garsonumuza soruyoruz: “Ne zaman açıldınız?” “İki buçuk yıl kadar oluyor.” “Nasıl olur? Biz sizi daha yeni duyduk.” “Kendimizi duyurmaya yeni başladık.”

Gelin bundan bir ders alalım. Bu dersi özellikle de yeni mekan açan dostlarla paylaşalım. Atı arabanın arkasına koşmamak işte budur. Önce açılırsınız. Düzeninizi oturtursunuz. Müşterinizi memnun eden, nitelikli bir işletme haline gelirsiniz. Sonrasında sosyal medyaya ulaşırsınız. İnsanların sizi değerlendirmesini, yazmasını, duyurmasını istersiniz.

Sosyal medyadaki insanlar, blog camiası vesaire, az hata kabul eder. Etkilenmek ister. Pazarlama tabiriyle “Enthusiast Brand” peşindedir. Arada Cafe gibi, onların beklentilerini karşılayabilecek bir düzeye ulaştığınızda insanlara seslenin. Bakın işimizi gücümüzü bırakıp onca fotoğraf çekiyor, uzun bir yazı hazırlıyor ve bizi mutlu eden bu mekana hesabın ötesinde, yaşattıkları güzel deneyim için manevi borcumuzu ödemeye çalışıyoruz.

İki kişi, bu harika sofra için 75 TL ödüyoruz. (26 Şubat 2017) Bizce fazlasıyla değer.

Velhasıl kelam, Arada Cafe güzel bir sofra kurmuş olmak bir yana, kendimize dersler çıkarmamızı da sağlayan bir mekan. Aklımızda, gönlümüzde pek güzel bir yer etti. Sevdiğimiz kahvaltıcıların genellikle küçük yerler olduğunu düşününce, bu kadar kolay ulaşılan bir noktada, görece geniş gruplara da iyi hizmet sunabilecek ve bunu yaparken lezzetten taviz vermeyecek bir işletme bulabilmiş olmak güzel. Kendinize bir ödül verin ve burayı ziyaret edin sevgili dostlar.

Artıları
  • Samimi özenle hazırlanmış Serpme Kahvaltısı
  • Humus, Fette, Felafel gibi Ortadoğu lezzetleri
  • Harikulade atmosferi
  • Bir o kadar harikulade servisi
  • Makul fiyatları
Eksileri
  • Menemeni elden geçirmeliler
  • Ücrete yansıtma seçeneğini de düşünerek, daha akılda kalıcı Peynir seçenekleri sunabilirler
Adres: Süleymaniye Mahallesi, Lüleci Hendek Cd. 21A, 34425 Tophane/Fatih/İstanbul
Web Sitesi: Arada Cafe Facebook Sayfası
Telefon: +90 212 243 21 20

Arada Cafe Menu, Reviews, Photos, Location and Info - Zomato

İlgili Yazılar